Pek çok kişi Ali Ekber Çiçek’in eserinden dolayı şiiri bu iki dörtlük olarak bilir. Ancak eserin aslı 7 dörtlükten oluşur ve 1865 yılında Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Yenice köyünde dünyaya gelen Zeynel Abidin tarafından yazıldığı bilinmektedir. Zeynel Abidin ise kendisini bir pervane olarak gören bir derviştir. Hatta altı yaşında yazmaya başladığı şiirlerini “Pervane” mahlasıyla yazmıştır. 12 yaşında gönlündeki isteği durduramaz ve Hacıbektaş Veli Dergah’ına gider. İki yıl sonra gurbette olmanın verdiği hasret ile dergahtan evine döner. Bu sırada Feyzullah Efendi ölür ve dergahtaki yerine oğlu Cemalettin Efendi geçer. Cemalettin Efendi ile arasındaki sıkı bağ ilk olarak burada kendisini gösterir. O güne kadar bir pervane olan Zeynel Abidin’e Sıdkî, mahlasını verir. On dört yaşında olan Pervane bu sözleri Sıdkî mahlası kendisine verildiğinde söyler.
“14 yıl gezdim pervanelikte.”
“Sıdkı ismini buldum divanelikte”
Ne var ki Sıdkî yada eski mahlası ile Pervane’nin bu şiiri ilk halinden değişiklik göstermiştir. Yani sözün aslı burada ortaya çıkar. 14 yıl gezdim pervanelikte sözünün çıkış noktasıdır. Fakat Ali Ekber Çiçek burada sözleri kendine göre yorumlamış ve 14 bin yıl gezdim pervanelikte olarak değiştirmiştir. Kimine göre burada bir atıf vardır. Bazı yorumlar bunu insanlığın ilk ortaya çıkışı olarak dahi yorumlar. Fakat burada yaptığı şeyi kimse eleştirmez ve seven gönlüne katar öyle dinler.
On dört bin yıl gezdim pervanelikteSıdkı ismin buldum divanelikteİçtim şarabını mestanelikteKırkların ceminde dara düş oldum
Nesimi, Ali Ekber Çiçek, Sıdkî (Pervane), Livaneli işte bu şiirin etrafındaki pervaneler bunlar, şiir hakkında daha fazla araştırma yapmak ayrıntıya girmek istemedim. Ancak bu şiirden güzel bir araştırma konusu olurdu. Buradan sonrası sizlerin.
Çatılmadan yerin göğün binası
Muallakta iki nur’a düş oldum
Birisi Muhammed, birisi Ali
Lâhmikelahmi de bire düş oldum
Ezdi aşkın şerbetini hoş etti
Birisi doldurdu birisi nuş etti
İkisi bir derya olup cüş etti
Lal’ü mercan inci dür’e düş oldum
O derya yüzünde gezdim bir zaman
Yoruldu kanadım dedim el’aman
Erişti câr’ıma bir ulu sultan
Şehinşah bakışlı ere düş oldum
Açtı nikabını ol ulu sultan
Yüzünde yeşil ben göründü eman(nişan)
Kâf u nün suresin okudum o an
Arş kürs binasında yâre düş oldum
Ben Adem’den evvel çok geldim gittim
Yağmur olup yağ’dım ot olup bittim
Bülbül olup firdevs bağında öttüm
Bir zaman gül için har’a düş oldum ————– // bu iki kıtayı okumuyor.
Dem ile balçık olup ezildim
Bir noktada dört hurufa yazıldım
Dem’e calı olup Şit’e süzüldüm
Muhabbet şehrinde kâra düş oldum
Mecnun olup Leyla için dolandım
Buldum mahbubumu inanıp kandım
Gılmanlar elinden hulle donandım
Dostun visalinde nâr’a düş oldum
————— On dört yıl dolandım pervanelikte
Sıdkî ismim buldum divanelikte
Sundular aşk meyin mestanelikte
Kırkların ceminde var’a(dar’a) düş oldum
Sıdkı ya, çok şükür didara erdim
Aşkın pazarında
Hak yola girdim
Gerçek âriflere çok meta verdim
Şimdi Hacı Bektaş Pir’e düş oldum.

